Metnin tamamını 23 Aralık 2013 Pazartesi günü saat 10.00-18.00 arasında MSGSÜ Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu’nda (Fındıklı- İstanbul) yapılacak ÖTEKİLERE YAZMAK Ölümünün 30. Yılında Sevim Burak Sempozyumu‘nda dinleyebilirsiniz.
“(…) Sevim Burak’ın sesten yazıya, yazıdan sese evirip çevirdiği bu kırık dökük dil acaba annesinin dili midir?
Yazarın ablası Nezahat Hanım bir söyleşide[1] baba tarafından geniş ailesinin, annelerinin dini ve etnik kökenini gizlemeyi tercih ettiğini belirtmiştir. Çocukluğunda bu sırrın kendisi için rahatsız edici olduğunu ve annesinin dili kökenlerini ele verdiği için o konuştuğunda huzursuz olduğunu anlatır. Söylediğine göre Aysel Kudret Hanım’ın dili evde hep alay konusu olmuştur, çünkü kelimeleri bozuk telaffuz eder, yerli yersiz kullanır, cümleleri yanlış kurar. Nezahat Hanım annesinin yıllarca Türk ve müslüman kimliğiyle yaşadığı halde dilini geliştirmemesine adeta içerlemektedir. Söylediğine göre Sevim farklıdır. O annesinin kökenini saklama çabalarıyla dalga geçip buna meydan okumayı tercih etmiştir. Ama aile içinde o da annesinin farklı Türkçesiyle alay etmekten geri kalmaz.
İster kabul etsin ister alay etsin, ister bilincinde olsun ister inkâr etsin anne sesi ve annenin dili çocuğun ruhsal gerçekliğinin kurucusu olan en temel bileşenlerden biridir. Anne sesi ve annenin o dili kendine özgü kullanım biçimi, bebeğin dil algısının olduğu kadar ruhsal yapılanmasının da temelini oluşturur. Erişkin hastalarla yapılan psikanaliz çalışmaları, psikanalitik bebek gözlemleri ve doğum öncesi araştırmaları bunun sayısız kanıtlarını verir bize.
Bebeğin anne sesi ve annenin diliyle ilişkisi görünenden çok daha önce başlar. Doğum öncesi ve hemen sonrasındaki nörofizyoloji araştırmaları bebeğin rahim içinde oldukça sesli bir dünyada yaşadığını ve anne sesiyle ana rahminde tanıştığını gösterir. Bebek rahimiçi yaşamın dördüncü ayında anne sesinin farklı frekanslarını ayırt etmeye başlar. Anne bedeninden gelen kalp atışları, mide ve bağırsak gurultuları gibi sesleri ise çok daha öncesinden duymaya başlamıştır. Altıncı aydan itibaren amniyotik sıvıdan kendisine ulaşan anne sesini bileşenlerine ayırır ve değişik ses örüntüleri ayırt eder. Böylece dil ile başka türden sesleri birbirinden ayırır. (…)”
[1] 2001 yılında tarafımdan yapılan söyleşi. Yayımlanmamıştır.